Muhyiddin İbn-i Arabi

|Muhyiddin İbn-i Arabi
Muhyiddin İbn-i Arabi2020-07-18T11:59:09+00:00

Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri`nin Hayatı Hakkında Kısa Bir Giriş..

25 Nisan 2017|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri`nin Hayatı Hakkında Kısa Bir Giriş.. Muhittin Arabi Hz. Daha doğmadan önce bir olay gelişir ki, bu olay anlatıldığında onun kim olduğu hakkında bir ön bilgi edinmiş oluruz. Bu olay Gavs-ı A’zam Abdülkadir Geylani Hz. leri zamanında meydana gelmiştir. Muhittin Arabî Hz. nin babasından rivâyet olunur ki: Cenâb-ı Hak bu zâta her türlü nimet ve devlet ihsan buyurduğu halde kendisine vâris olacak bir erkek evlâdı olmadığına çok müteessir olduğu için şimdiki İspanya olan Mağrib’de birçok evliyanın himmetlerine başvurmuş, malesef hiçbir zâtdan derdine derman olacağına dair müjde alamamış. Çok zamanlar evlâd hayaliyle kalbi rahatsız olan bu zâta günün [...]

MUHYİDDİN ARABİ’NİN HAYATI

1 Aralık 2016|Categories: E-kitap, Muhyiddin İbn-i Arabi|

muhyiddin_arabi.pdf     Muhyiddin Arabî’nin Eserleri  Futuhat’ı Mekkiye    Fususül Hikem    Tedbîrâtü’l-İlâhiyye,    Kitâbu’l-Beyân,  Şeceretü’l-Kevn,    Mefâtihü’l-Gayb,    Risâle’-i Ehadiyye,  Tenezzülâtü’l-Mevsıliyye,    Şeceretü’n-Nu’mâniyye fî Devleti’l-’Osmâniyye,  Megâribü’z-Zamân fî Dirâyeti’l-Ezmân    Mişkâtü’l-Envâr    Tercemanul Eşvak    Kitabül Celal ve Hüve Kitabül Ezel      

Muhyiddin-i Arabi’nin Hayatı

20 Eylül 2016|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

  Muhyiddin-i Arabi'nin Hayatı Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde 27 Ramazan 560'da Mürsiye (Murcia), İspanya'da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye'ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi, Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın ataları hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfûz ve itibâr sâhibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvûfî bilgilere sahip kimseler vardı. Dayısı Ebû Müslim el-Havlânî de, kutupların büyüklerinden sayılır.. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında Ahmed İbnu'l-Esirî adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık halvete çekilmiş, her [...]

SATRANCI UREFA: ARİFLERİN SATRANCI

29 Nisan 2015|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

      SATRANCI UREFA: ARİFLERİN SATRANCI   Satrancı urefa Muhyiddin Arabi Hazretlerinin öğrencilerine tasavvuf terimlerini öğretmek amacıyla oluşturduğu bir oyundur. "Satranç” sankritçede "çatarunga” kelimesiyle ifade edilmektedir. Çata dört, runga ise yol anlamlarına gelmektedir. Bu dört yol şeriat, tarikat, hakikat ve marifet olarak beyan edilmiştir. Santrancı urefada 101 farklı kavramın olduğu hiyerarşik bir yapı vardır. Hedef Visal’a ulaşmaktır. "Visal" Allah’a kavuşma anlamına gelmektedir. Allah’a kavuşma yolunda insanın yaşadığı aşamaları ve duyguları ifade eden kavramlar bulunmaktadır. İnsanlar Osmanlı ve Selçuklu zamanlarında ramazan eğlencelerinde, kıraathanelerde, kelam meclislerinde bu oyunu oynamışlardır. Satrancı urefa sosyal ve eğitsel anlamda insanlara birçok şey katmaktadır.   İşte onlardan [...]

ÖZEL DUASI

12 Nisan 2015|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

   MUHYİDDÎN İBN’UL ARABÎ K.S. HAZRETLERİNİN ÖZEL DUASI HİZB-UD’DEVR’UL A’LÂ   İş için, rızık için, evlilik için... Bu listeyi uzatabilirsiniz. Gerçekten bir hazinedir ve iki tarafı keskin kılıç gibidir. Çok kere tecrübe edilmiş ve her seferinde sonuç alınmıştır. Allah sizin de faydalanmanızı ve arzunuza ulaşmanızı nasip etsin. Eûzubillâhimineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm. 1) Ey sonsuz dirilik, canlılık sahibi Hayy olan, Ey kendi varlığı ile kâim olup, mevcûtadı varlığı ile var kılan Kayyûm olan Allah’ım! Seninle korundum lütfen beni koru. "Bismillâh", zırhıyla hakikâtiyle, korunmasıyla, kifâyesiyle de bunu ikrâm eyle Yâ Rabbi.  2) Ey başlangıcı olmayan Evvel olan, Ey sonu olmayan Ahir olan Allah’ım, "Mâşâallah [...]

Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 1

12 Nisan 2015|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

     NISAN122015 Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 1 a) Ailesi- Çevresi – İlk Yılları- Gençliği Prof.Dr. Süleyman Uludağ İslâm âleminde daha çok İbn-i Arabî, İbnu’l- Arabî, Muhiddin Arabî, Muhiddin İbn Arabî ve Şeyhü’l-Ekber şeklinde tanınan İbn Arabî yazdığı eserlerde adını şöyle kay­deder: Muhiddin Ebu Abdullah Muhammed b. Ali b. Muhammed b. el-Arabî, el-Hâtımî et-Tâî, el-Endülüsî, (Bazı kaynaklarda (Me­selâ Kütûbî, III, 435) künyesinin Ebubekir şeklinde verilmesi yanlıştır.) 7 Ağustos 1165’te (H.27 Ramazan 560’da) İs­panya’nın Mürsiye (Murcia) şehrinde doğan1 ibn Arabî köklü, soylu ve saygın bir aileden gelmektedir, isminin sonunda yer alan el-Hâtimî et-Tâî, onun cömertliği ve hayırseverliğiyle ün kazanmış olan Tay [...]

Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 2

12 Nisan 2015|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

       NISAN122015 Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 2 Konuşmam bitince şeyh rahatladı. Yüzünü bana çevirdi ve alnımdan öptü. O vaakit kendisine: "Üstad, ölülerle oturup kalkan kim, ben mi yoksa sen mi?” diye sordum. "Vallahi sen değil, ben” diye cevap verdi ve oradan ayrıldı. Bundan sonra da: "inzivaya çekilen İbn Arabî gibi çekilsin” derdi (21). Bu örnekte de görüldüğü gibi İbn Arabî gerçek diriler olarak ölüleri görüyor ve onların ruhlarıyla sohbet ediyordu. İbn Arabî Endülüs’te bir kasaba olan Moror’da tanıdığı Abdullah b. el-Üsstad el-Mororî’den bahs ederken, tevekkül konusunda onu örnek aldığını ifade eder: "Bir zâhid için zühd konusunda dayanacağı bir [...]

Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 3

12 Nisan 2015|Categories: Muhyiddin İbn-i Arabi|

        NISAN122015 Muhyiddin İbn-i Arabi Hayatı – 3 Her halde İbn Arabî’nin anlatılan görüşleri etrafındakilere söylemesi ffakihleri rahatsız etmiş olacak ki onun bid’atçı veya kâfir birisi olduğunu söyleyip haps veya idam edilmesini istemeye başladılar. Bun­dan dolayı görüşleri ve hakikaten bir mü’min olup olmadığı fakihler arasında tartışılmaya başlandı. İbn Arabî, aleyhindeki bu tür söylentilere başlanngıçta fazla aldırmadı. Çünkü senelerce Mekkke’de iken, hayatta iken de, ölümünden sonra da deneneceği ve suçlanacağı hususunda Al­lah onu uyarmıştı. Ayrıca, o her fırsatta sözlü ve yazılı olarak eleştirdiği ve cahilliklerinden söz ettiği fakihlerden gelen bu tepkiyi tabii karşılıyordu. Fakat hoş­görülü bir hükümdar olan Melik [...]