Mevlana

Mevlana2020-07-02T18:54:21+00:00

MEVLANADAN İŞ HAYATINA VE YAŞAMA DAİR ÖĞÜTLER

28 Mart 2020|Categories: Mevlana|

MEVLANADAN İŞ HAYATINA VE YAŞAMA DAİR ÖĞÜTLERİş Hayatına Dair…İnsanlar duygusaldır. Ortalama zekanın üzerindeki kişileri genelde bastırma ya da kendi seviyelerine çekmeye çalışırlar.Hisleri ile yaşayan, duygularının esiri olan kişi, düşmanını kendi dışında arar durur. Halbuki onun en büyük baş düşmanı, onun kendi içinde olan nefsidir.Bu dünya dağa benzer, işlerimiz, yaptıklarımız da seslenmek gibidir. Seslerimiz güzel de olsa, çirkinde olsa ,dağa çarpar, döner yine bize gelir.İnsanların barışları da savaşları da birer hayalden doğmaktadır. Öğünmeleri de, utanmaları da birer hayale dayanmaktadır.Arzu et, iste ama ölçülü olsun. Bir saman çöpü bir dağı kaldıramaz.Etrafında insan yüzlü bir çok şeytan vardır. Bu sebeple her ele el [...]

Üzülme ! Ayağına Batan Dikenler “Aradığın Gülün Habercisidir”

24 Nisan 2019|Categories: Mevlana|

Hz. Mevlana’nın güzel ve anlamlı sözlerinden biri.Üzülme ! Ayağına batan dikenler…Aradığın gülün habercisidir.Bazen başımıza gelen bir sıkıntı bize bir hatırlatma olabilir.Duanın zamanın geldiğini dua etmemiz gerektiğini belli eder.Dünya telaşına dalıp unuttuğumuz bazı  önemli şeyleri hatırlatır.

MEVLÂNÂ’NIN SIRRI

20 Nisan 2019|Categories: Mevlana|

Hazret-i Mevlânâ, Hak yolunda aşk ateşiyle yanan, susuzluğu devamlı şiddetlenen, kanmayan, her ân vuslat iştiyâkı ile çırpınan ve coşan, mest ve meclûb bir gönüldür.Ruhlar âleminden sonsuzluğa doğru yola koyulan insanoğlu, bu yolda nice sevinç ve ürperiş ile dolu iki zıtlığın macerası içinde çalkalanır durur. Yolculuğunun en çetin ve tehlikeli safhası da dünyâ geçididir ki, bu geçitte yaşanan hayat mâcerâsı, beşik ile tabut arasında dar bir koridor ve sıkıntılı bir yolculuktur. Bunun neticesi de, ya sonsuz bir saadet ve kazanç, ya da sonsuz bir hüsran ve kaybedişin hüznüdür.İnsanlar, bu geçitte, gözlerine inen gaflet perdeleri yüzünden birçok hakîkati, daha mühimmi, ötelerin ötesini [...]

MEVLANA SÖZLERİ

25 Nisan 2017|Categories: Mevlana|

1. Mevlana Sözleri Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa: "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel.” 2. MEVLANA SÖZLERİ Hz. Mevlana, yeni bir durumsayış ve yeni bir anlayış: "Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!” 3. MEVLANA SÖZLERİ Sevgide güneş gibi ol, Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol, Tevazuda toprak gibi ol, Öfkede ölü gibi ol, Her ne [...]

AŞK RUBAİLERİ-MEVLANA

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

AŞK RUBAİLERİ-MEVLANA Aklın gücü, cennetteki sırlarla ulu: Aşktan deliren, akıllıdır, sağduyulu.  Sevdaya kapılmış yüreğin zorlu yolu, Görkemli yabancılıkla, özlemle dolu.  Gitsin, güzelim, hepsi de, tek sen gitme. Ey dost, ey gam ortağı bizden gitme. Ey gülbeşeker, şarap koy, iç, doldur, gül. Dünya süsü saki, allasen gitme.  Bir gün şu çiçekli dal, dolar meyvayla; Bir gün döner istek adlı şahin, avla... Aşk imgesi, şimdi, bir gelip gitse bile, Bir gün gelir... artık hiç gitmez asla!  Bir tane canım var ama, yüz bin bedenim. Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben'im. Bir başkası var ya: işte ben, ben.  O, beni sevsin diye [...]

GERÇEK AŞK VE SEVGİ

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

GERÇEK AŞK VE SEVGİ   Aşık olmakla sevmek arasındaki farkı sormuşlar, cevaplamış Şems: • Senin baktığına herkes bakar, ama senin onda görebildiğini herkes göremez. Herkes aşık olabilir, ama hiçkimse senin gibi sevemez. Tek fark sensin. Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgindir. (Şemsi Tebrizi) • Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir, korka korka atar adımlarını. Aman "sakın kendini" diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği; "bırak kendini, koy gitsin". Akıl kolay kolay yıkılmaz, aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa, harap bir kalpte var. (Şemsi Tebrizi) • Önce sevgiyi anlayalım. Allah bir [...]

SABIR ÜZERİNE…

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

SABIR ÜZERİNE… Çoğu zaman olmuyor işte, başaramıyorum, sıkıldım, yeter artık gibi cümleler, isteklerimize ulaşmamızı engeller. Can sıkıcı bir işe, ya da bir duruma sabırla tahammül etmek, şüphesiz istisna kişilere ait bir özelliktir. Kişiler zorlu koşullarda pek sabırlı olamıyor ve akli muhakemesini kaybediyorsa, gitgide toplumsallığını da kaybedebilir. Ama sabırlı bir insan, zorlu koşulların deneyimi sayesinde, mutluluk kapılarını açabilir. Sabırla ilgili kullanılan halk deyimleri olduğu gibi, Bilge kişilerin, söyledikleri önemli sözler de sabır gerektiren durumlarda bize yol gösterebilir: • Üzülme, istediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için; ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur. Sen darda olduğun vakitlerde, sana bahşedilmiş [...]

ŞEMS-İ TEBRİZİ KİMDİR?

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

  ŞEMS-İ TEBRİZİ KİMDİR?   Tebrizli Şems, (Muhammed Şemsettin) Azeri Türklerindendir. Yaradılışında üstün vasıflarla bezenmiş, Allah aşığı, hakikat ve manâ ehlidir. Günümüz doğu Azerbeycan Tebriz'de, 1185 yılında dünyaya gelmiştir. Henüz çocukluk ve ilk gençlik çağlarında, farklı vasıfta yaratıldığını göstermiş, coşkun hareketi, duygu ve düşünceleri ile zamanının değer ölçülerini aşmıştır. Şems´in Sultan Veled´e anlattığına göre, çocukluk günlerinde, melekleri, yerlerde ve göklerde bir çok olayları görür, herkesin de kendisi gibi bu kabiliyete sahip olduğunu düşünürmüş. Sonra bu vasıfların yalnız kendinde olduğunu anlamış, hattâ feyz aldığı Şeyh Ebubekir bu yaşadıklarını herkese söylememesini önermiştir. Henüz çocukluk ve ilk gençlik yıllarında bile kendi kuşağının çocuklarından [...]

HAKK’LA BULUŞMA VAKTİ-MEVLANA

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

HAKK’LA BULUŞMA VAKTİ-MEVLANA   Hakikatı gör de, aslının aslına gel.   Ey insan, talihlisin, Allah seni çok seviyor, başkalarına vermediğini sana vermiş. Ne zamana kadar, imansızlığa doğru geri gideceksin? Küfre varma, ileriye gel artık, dine, imana gel. Sen zehri şifalı bir şerbet gibi gör; bu yüzden zehre sarıl. Sonunda sen, nereden geldiğini düşün de, aslının aslına gel. Maddi varlığınla, bedeninle yeryüzüne bağlısın, burada dünyaya geldin - doğdun, burada yiyor, içiyor, dolaşıyorsun. Yeryüzünde yaşıyorsun, ama manâ bakımından gökyüzünde yaşayanlardansın. Gerçek inancın incilerinin dizildiği iplik gibisin. Bütün güzellikler, hoşluklar, üstünlükler sende mevcuttur.  Hakk'ın nur mahzeni sana verilmiş, sana emanet edilmiştir. Sen, ne [...]

HZ. MEVLANA VE ÖLÜM

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

  HZ. MEVLANA VE ÖLÜM   Ölüm, her canlı varlık için mukarrerdir.   Kur'ân-ı Kerîm'de "her canlı (nefis) ölümü tadacaktır, sonunda bize döndürüleceksiniz," (Ankebût, 29/57) âyetiyle, ölümün her canlı varlık için kararlaştırılmış olduğu belirtilir. "Biz Allah'a aidiz ve yine O'na döneceğiz." (Bakara, 2/156) âyeti de ölümü bir yok oluş değil, insanın aslına Allah'a kavuşması, gerçek hayatı ve ebedîliği kazanması olarak niteler. Peygamber efendimizin (sav): "Müminler katiyen ölmezler, ancak fânî (geçici) bir âlemden, bakî (ebedi) bir âleme intikâl ederler" ..hadisi de aynı anlamdadır. Bu yüzden Mevlânâ, ölüme kara gözlüklerle bakmaz. Mesnevinin ilk beyitlerindeki "ney" metaforu gibi, insan dünyada iken gurbettedir, ölüm, onu asıl vatanına ve sevgilisine kavuşturur.  Tasavvuf düşüncesinde ölüm iki türlüdür: [...]

MEVLANA’NIN ŞEMS’E YAZDIĞI ÜÇ MEKTUP

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

MEVLANA’NIN ŞEMS’E YAZDIĞI ÜÇ MEKTUP   Birinci Mektup   Seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum. Güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir? Sıcaktan düşüp bayılan mı? Hayır, onun aşkı zayıftır. Güneşe yolculuk yapan mı? O da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki? Gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı. Aşk mabedim, Efendim, söyler misin, nedir bu çektiğim acıların manası? Bu ayrılığın esrarengizliği, yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse, yeterince erimedim mi ateş toplarında? Öyle yandım ki; Sen yandıkça, ben yanayım! Sen dondukça, ben de donayım!  Yine kehkeşânlara kaçarak mı özleteceksin kendini. Özlemlerim, boşluğa atılan kuru karanfiller [...]

NEY VE EDEBİYAT

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

NEY VE EDEBİYAT Ney, klâsik, dinî ve tasavvufî Türk mûsikîsinde çok önemli bir yeri olan sazımızdır. Sesi insanı çok etkileyen neyin bu karakteri yıllar boyunca sürmüş, sosyal hayatta, mûsikî dünyasında olduğu kadar edebiyatta sahasında şâirlerimiz tarafından kullanılmıştır. Bu istifâdeler zaman zaman, neyin çeşitli özellikleri doğrultusunda ve bunlardan faydalanılarak yapılan edebî sanatlarla da zenginleştirilmiştir.  Ney ve Mevlânâ Aslının Türk olduğunu söyleyen Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, 13.asırda, çökmeğe doğru giden Selçuklular idâresindeki Anadolu'da meydana gelen siyâsî krizlerde , ileri görüşü ile Osmanoğullarını desteklemiş, düşünce ve sanat kudreti ile birleştirici bir rol oynamış, Türk Anadolu'da yeni bir düzenin kurulmasına etkili olmuştur.  Mevlânâ, Orta Asya [...]

MEVLEVİ TÖRENİ

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

MEVLEVİ TÖRENİ Ölüm gününü Allah 'a kavuşma ve bir düğün bayramı günü olarak kabul eden Mevlânâ'nın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ve kendisinden sonra gelen Mevlânâ dervişleri tarafından Mevlânâ'nın düşünceleri ve hareketleri üzerine "Mevlevîlik" kurulmuş ve bu tarikatın yolunu izleyenlere, "Mevlevî" denilmiştir. Sultan Veled ve kendisinden sonra gelenlerce kurulan Mevlevîlik'in asırlarca mekân olarak kabul ettiği, edeb-erkân ve bütün ilim ve sanatların meşk edildiği merkezler olan mevlevîhaneler, bu özelliklerini asırlar boyunca devam ettirmişlerdir. Buralarda yapılan mevlevî törenlerine "mukabele" adı verilmiştir. Allah'a kavuşma yollarının derecelerini sembolize eden "mukabele " diğer adı ile "mevlevî âyini " küçük ayrıntılarla ifade edilen usûl ve erkânla [...]

NEYZENLER

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

NEYZENLER Neyzenler hakkında, özellikle Mevlânâ'dan önceki neyzenler hakkında elimizde bir bilgi yoktur. 13. asırdan îtibâren özellikle mevlevîlik ile paralel olarak gelişen neyzenlik sanatını icrâ eden neyzenler hakkında yine bu tarihlerden sonra bilgi sahibi olabiliyoruz.  Ney üfleyenlere " Neyzen veyâ Nâyî " denilmiştir. Bunun yanında, neyzenlikte çok ileri gitmiş olanlara, üstâd-hoca neyzenlere "Kutb-ı Nâyî " sıfatı verilmiştir. 18. asırdan îtibâren bu ünvândan çok, «neyzenbaşı» ünvânı kullanılmıştır. Mevlevî âyinlerinin icrâsı sırasında, bilindiği gibi bu mûsikî ile yapılagelen mânevî ziyâfetin en önemli elemanı olan ney ve neyzenler sayı olarak, diğer sazlara göre üstündürler, bu bakımdan «neyzenbaşı» ünvânı, bu neyzenlerin en kıdemlisi ve üstâdına [...]

MEVLÂNA CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

MEVLÂNA CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ Mevlânâ, tahminen 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan'da Belh şehrinde doğdu. Babası, batının, doğunun, âlimlerin sultânı diye anılan " Muhammed Bahaeddin Veled" dir. Çeşitli sebeplerle aile, Belh'ten ayrıldı ve batıya doğru yola çıktı (1219?). Sırasıyla, Bağdad, Mekke, Şam, Haleb ve Anadolu'ya girerek önce Erzincan'a sonra Karaman'a gelindi. Bu yorucu olduğu kadar gayet istifâdeli olan seyâhat, Mevlânâ'nın yetişmesinde büyük fayda sağlamıştır. Yolculuk esnâsında uğradıkları yerlerde zamanın ilim adamlarıyla görüşebilme imkanını bulmuştur. Daha çocukluk yıllarında başladıkları bu göç esnasında Bağdad'dan önce uğradıkları Nişâbur'da bulunan büyük âlim Şeyh Feridüddin Attar, 14 yaşındaki Mevlânâ için babası Bahaeddin Veled'e şunları söylemiştir; " Umarım [...]

HZ. MEVLANA VE NEY

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

MEVLÂNÂ VE NEY  Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (v.1273 ) 13. asırda çökmeğe yüz tutan Selçuklular idaresinde Anadolu'da meydana gelen siyâsî olaylarda ileri görüşü ile Osmanoğullarını korumuş, îmânı, felsefesi ve sanat kudreti ile birleştirici bir rol oynayarak Türk Anadolu'da yeni bir düzenin kurulmasında etkili olmuştur.  Mevlânâ, Orta Asya baksılarında görülen semâa yeni bir anlayış getirmiş, şiir ve mûsikî ile insanları mânevî âleme çekmiştir. Vecd ânında, semâ etmiş, mûsikîyi ilâhî aşka ulaşmada vasıta kılmıştır. Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled (1226-1312) babasından devraldığı halîfeliği otuz yıl kadar sürdürmüş, Mevlevî tarikatını yaymış ve usûllerini kurmuştur. Mevlevîlerin semâ âyinleri, giyiniş tarzları Sultan Veled ve Ulu Ârif [...]

Hz.Mevlana ve Eserleri Hakkında

13 Aralık 2016|Categories: Mevlana|

HZ. MEVLANA VE ESERLERİ Hz. Mevlâna 30 Eylül 1207’de Türk boylarının yaşadığı Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelmiştir (Belh bugün Afganistan sınırları içindedir). Annesi, Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun, babası Sultanu’l-ulema (bilginlerin sultanı) olarak anılan Bahâeddin Veled’dir. Devrin filozoflarından Fahreddin-i Râzi ile fikir ayrılıkları ve Moğol istilasının yaklaşıyor olması, Bahâeddin Veled ailesinin yakınları ile birlikte Belh’ten göç etmelerine neden olmuştur. Bu göç Bağdat, Mekke, Medine, Şam, Malatya, Erzincan ve Karaman’da bir müddet kaldıktan sonra, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın daveti üzerine, 3 Mayıs 1228 tarihînde Konya’da sona ermiştir. Karaman’da Gevher Banu ile evlenen Hz. Mevlâna’nın Bahâeddin (Sultan Veled) ve Alâeddin adı verdiği [...]

Hz Mevlana’nın O Güzel Anlamlı Sözleri

25 Kasım 2016|Categories: Mevlana|

 Hz Mevlana'nın O Güzel Anlamlı Sözleri  Leş, bize göre rezildir ama domuza, köpeğe şekerdir, helvadır. · Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir. · Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?  . Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır. · Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.  · Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.  · Şu deredeki su, kaç kere değişti, yıldızların akisleri hep yerinde. · Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.  · Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin? · Firavun, yüz [...]

Mevlana’nın Söylediği Ve Günümüze Kadar İnsanlığa Işık Tutan Sözler

25 Kasım 2016|Categories: Mevlana|

 Mevlana'nın Söylediği Ve Günümüze Kadar İnsanlığa Işık Tutan Sözler Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler. · Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi? · Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak.  · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır. . Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur. · İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.  · Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir? · Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.  · Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur. · Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. · Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir.  · [...]

ŞEMS İLE MEVLANA’NIN KARŞILAŞMASI

25 Eylül 2016|Categories: Mevlana|

ŞEMS İLE MEVLANA'NIN KARŞILAŞMASI "Mevlânâ at üzerinde gelirken, beş yüz kişi yanında ve âlimler sağında solunda koşuşuyorlar. Şems, Mevlânâ'nın atının başını tuttu: – Peygamberimiz (sav) mi büyüktür, Bayazid-î Bestami mi büyüktür? Mevlânâ kızdı. – Bayazid-î Bestami kim oluyor ki, Peygamberimizden büyük olsun. Şems: – Ben de biliyorum, Peygamberimiz (sav) büyüktür, ama kafama bir şey takılıyor. Peygamberimiz (sav) buyurdu: Hadîs-i Şerif: Manâ'sı: Ya Rabb'i, ben sana hakkı ile arîf olamadım. Seni hakkı ile bilemedim.   Bayazid-î Bestami buyurdu: – Sübhanî ma azami şanî. Ben, Sübhan değil miyim, benim şanım büyük değil mi? Açıkçası; "ben Allah değil miyim, benim şanım büyük değil mi", demektir. Peygamberimiz [...]

GÖNÜL RİSALESİ

10 Nisan 2015|Categories: Mevlana|

     GÖNÜL RİSALESİ   Şeyh Safiyeddin Erdebili der ki: «Sözün aslı gönüldür. Her kim gönül bahrine yol bulduysa, ne dürr isterse, dalıp çıkardı. Onlar ki surete baktı, gaflet ipin boynuna taktı, taat harmanını ateşe yaktı, dumanı göklere çıktı. Zira gönlü Hakk kendi için yarattı. «Her kim beni isterse, kırık gönüller içre bulsun», buyurdu. Her kim gönle yol bulmadı, istediği nesneyi dahi bulamadı, cennete dahi giremedi, Padişah didarın dahi göremedi. Gafil olma! Gönle yol bulan kişiye kul olan mecnun değildir. Eğer o seni kulluğa kabul ederse, ne büyük devlet. Pes şimdi onun ki, gönülden haberi olmaya, kamışı şekerden ayıramaz. Ben [...]

MEVLEVİLİK VE SEMÂ

24 Mart 2015|Categories: Mevlana|

     MEVLEVİLİK VE SEMÂ MEVLEVİLİK VE SEMÂ   "Şu halde Semâ aşıkların gıdasıdır Çünkü Semâda Tanrı ile buluşma hayali vardır." (Hz. Mevlânâ) Hz. Mevlânâ'nın Hakk'a yürüyüşünden sonra oğlu Sultan Veled ve dostları tarafından 13. yüzyılın sonlarında tesis edilen Mevlevilik, sadece Anadolu'da değil Balkanlar'da, Asya'da, Afrika'da ve Arap Yarımadası'ndaki insanları da yüzyıllarca aydınlatan ve hâlâ da aydınlatmaya devam eden bir 'olgun insan' yetiştirme yolu olmuştur. Konya'daki Mevlânâ Dergâhı merkez olmak üzere 1 Afyon, Kütahya, Manisa, Muğla, Eskişehir, Bursa, Denizli, İstanbul, Bursa, Antep, Diyarbakır, Urfa, Adana, Ankara, Yozgat, Kastamonu, Sivas gibi birçok Anadolu şehrinde; Selânik, Belgrad, Bosna, Kahire, Mekke, Medine, Şam, [...]